Omurga cerrahisi, omurgayı oluşturan kemikler, diskler, eklemler, bağ dokuları ve sinir yapılarında gelişen ciddi hastalıkların cerrahi yöntemlerle tedavi edilmesini amaçlayan ileri düzey bir tıp alanıdır. Omurga, vücudun taşıyıcı sistemi olmasının yanı sıra beyin ile vücudun diğer bölümleri arasındaki sinir iletimini sağlayan omuriliği koruyan hayati bir yapıdır. Bu nedenle omurgada meydana gelen problemler yalnızca ağrıya değil, hareket kabiliyetinde azalma, his kaybı ve ileri vakalarda kalıcı felçlere kadar uzanan ciddi sonuçlara yol açabilir.
Omurga cerrahisi genellikle ilaç tedavisi, fizik tedavi ve enjeksiyon gibi konservatif yöntemlerin yetersiz kaldığı ya da sinir dokularının kalıcı hasar riski altında olduğu durumlarda gündeme gelir. Tıp teknolojisindeki gelişmeler sayesinde 2026 yılı itibarıyla omurga ameliyatları daha güvenli, daha hassas ve hastaya daha hızlı iyileşme imkânı sunan yöntemlerle gerçekleştirilmektedir.
Omurga, vücudun dik durmasını sağlayan, hareket kabiliyetini mümkün kılan ve merkezi sinir sistemini koruyan temel bir iskelet yapısıdır. Boyundan kuyruk sokumuna kadar uzanan bu yapı, birbirine eklemlenmiş omurlardan oluşur. Omurga hem yük taşıma hem de esneklik sağlama görevini aynı anda yerine getirir.
Omurganın görevlerinde meydana gelen en küçük bir bozulma bile günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir. Denge sorunları, hareket kısıtlılığı ve sinirsel şikâyetler bu bozulmaların doğal sonuçları arasında yer alır.
Omurga cerrahisi, omurganın tek bir bölümünü değil, tüm anatomik bölgelerini kapsayan geniş bir uzmanlık alanıdır. Boyun bölgesinde görülen sorunlar servikal omurga cerrahisi kapsamında değerlendirilirken, sırt bölgesindeki deformiteler torakal omurga cerrahisini ilgilendirir. Bel bölgesi ise günlük yaşamda en fazla yük taşıyan alan olduğu için cerrahi girişimlerin sık uygulandığı bir bölgedir.
Kuyruk sokumu ve sakral bölgeye ait problemler de omurga cerrahisinin ilgi alanına girer ve sinir sıkışmaları ya da kronik ağrıya neden olan durumlarda cerrahi tedavi planlanabilir.

Omurga cerrahisi her sırt, bel ya da boyun ağrısında başvurulan bir yöntem değildir. Cerrahi karar genellikle ciddi, ilerleyici ve yaşam kalitesini belirgin şekilde bozan hastalıklarda alınır.
Bel ve boyun fıtıkları, disklerin yer değiştirmesi sonucu sinir köklerine baskı yaparak şiddetli ağrı, uyuşma ve kuvvet kaybına neden olabilir. Bu belirtilerin kalıcı hâle gelmesi durumunda cerrahi tedavi gündeme gelir. Omurga kanal darlığı ise omurilik kanalının daralmasıyla sinirlerin sıkışmasına yol açar ve özellikle yürümekle artan ağrılarla kendini gösterir.
Omurga kayması, omurlar arasındaki dengenin bozulması sonucu gelişir ve sinir basısına bağlı şikâyetlere neden olabilir. Skolyoz ve kifoz gibi omurga eğrilikleri ise ileri derecelerde hem estetik hem de solunum ve hareket fonksiyonlarını etkileyen ciddi sorunlara yol açar.
Travmalar sonucu oluşan omurga kırıkları, tümörler ve enfeksiyonlar da omurilik ve sinir dokularını tehdit ettiği için cerrahi müdahale gerektirebilir.
Omurga cerrahisi kararı, hastanın şikâyetleri ve nörolojik bulguları birlikte değerlendirilerek verilir. Uzun süredir devam eden ve yaşam kalitesini düşüren şiddetli ağrılar, ilaç ve fizik tedaviye yanıt alınamaması önemli göstergeler arasındadır.
Sinir basısına bağlı olarak gelişen kas gücü kaybı, ilerleyici uyuşmalar ve idrar ya da dışkı kontrolünde bozulma gibi belirtiler cerrahi müdahalenin geciktirilmemesi gereken durumlar arasında yer alır. Ayrıca omurganın stabilitesinin bozulduğu vakalarda cerrahi tedavi kaçınılmaz hâle gelebilir.
Omurga cerrahisi, hastalığın türüne, yaygınlığına ve hastanın genel sağlık durumuna göre farklı tekniklerle uygulanır. Klasik açık cerrahi yöntemler genellikle büyük deformiteler, ileri omurga eğrilikleri ve tümör cerrahilerinde tercih edilir.
Minimal invaziv omurga cerrahisi ise küçük kesilerle gerçekleştirilen, kas ve yumuşak dokulara daha az zarar veren modern bir yaklaşımdır. Bu yöntem sayesinde hastalar daha kısa sürede ayağa kalkabilir ve günlük yaşamlarına daha hızlı dönebilir. Mikrocerrahi teknikler ise özellikle bel ve boyun fıtıklarında mikroskop yardımıyla yüksek hassasiyetle uygulanır.
Omurga cerrahisi ileri düzey bir girişim olduğu için bazı riskler barındırabilir. Enfeksiyon, kanama ve anesteziye bağlı komplikasyonlar cerrahiye özgü genel riskler arasındadır. Nadiren sinir hasarına bağlı his veya güç kayıpları görülebilir.
Ancak günümüzde gelişmiş görüntüleme sistemleri, modern cerrahi teknikler ve deneyimli ekipler sayesinde bu riskler büyük ölçüde azaltılmıştır. Doğru hasta seçimi ve düzenli takip ile omurga cerrahisi, hastaların yaşam kalitesini belirgin şekilde artıran etkili bir tedavi seçeneği sunmaktadır.